yanarak ölenler için- ama biraz uzun yazdım istemden- ula başlıkta uzun oldu- aslında başlıkta bulmakta zorlandım
Çrş, 01/27/2010 - 05:30 tarihinde atakan gönderdi
Konuya bir yerden girip bir sürü şey demek istiyorum ama birbiriyle o kadar bağlantısız ki nasıl yapacağımı hiç bilemiyorum. Ama elimden geleni yapacağım. Çünkü bu yazıyı yazmadan yaklaşık yarım saat önce değerli köşe yazarlarımıza köşenizde kalın yazın diye bir mail attım. Şanlı uygarlığımız baltayı ve kazmayı icat etmişken ve bu baltayla akapa yı baltalarken ve kazmanın sapıyla da hiç hoş olmayan niyetleri varken yazmayıp da ne yapak.
Sıradan bir köylü-işçi ailesinin üçüncü kuşak işçi üyesi olarak dedemden, babamdan ve de anamadan dinlediğim köylü hikayeleriyle bezenmiş bir geçmişe sahibim. Dedem ki öleli ve burnu düşeli çok oldu, daha küçük bir çocukken tefecilik yaptığı için toprak kabul etmeyen ve hortlayan insanlardan tutunda, zulüm ve haksızlığa uğradığı için dağlara ( kuzukulak toplamaya ) giden kahramanlarından, kendisini jandarmadan koruyan adamlara bir sürü hikayesi olan bir adamdı. Bir çoğunu anlattı, bir çoğunu yaşamadığı halde becerikli hikayeciliği sayesinde kendisi bile inanırdı. O kadar iyi inandırdı aksini iddia etmek bir kere bile aklımdan geçmedi.
Mesela bir keresinde köyde ölen birine kefen almak için şehre iner. Mezarlığın oradan geçerken tipik bir josef josef durumu yaşanır ve saat üç buçuk civarlarıdır tesadüfi bir biçimde. Mezarların birinin üzerinde oturan kocaman gözleri olan sarı saçlı bir kadının kendisine bakarak saçlarını taradığını, atının hareketsiz kaldığını kaçmayı beceremediğini, kadının solgun yüzünün adeta dangalak holivıt köylülerinin çektiği korkunç komik Amerikan filmlerinden fırlamış zompirikler gibi olduğunu anlatmıştı. Daha 7 yaşındaydım. Çok zor atlattım (üç gün tuvalete gidemedim). Ama inanılmaz güzel anlatırdı, her seferinde korkacağımı veya anlamayacağımı bile bile dinlemekten alamazdım kendimi. Bende korkacağımı bile bile o mezarlıkta saçını tarayan kadını görme anını yaşamak isterdim. Müthiş gelirdi. Bir meşhur hikayesi daha vardı. Gene 7-8 yaşlarındaydım. Biri, ismi pek aklıma gelmiyor ama 10 yaşındayken 17 yaşında bir kızla evlendirilen bir adamı anlatan bir hikayeydi. Çocuğun kimsesi yoktur köylü çocuğu evlendirir. O kızı neden alırlar ya da o kızın babası kızı neden bu yaşta bir çocukla evlendirir bilmiyorum ama kızın adı çıkmış olduğunu ya da o sıralar köyde evlenme yaşı olan 12 yaşın üstündeki bu kızın evde kaldığının düşünülmesinin bir neden olduğu aklıma geliyor, hangisi doğrudur bilemem. Neyse zaten konu bu değil. Çocuk evlendirilir ve karısına gözleri önünde tecavüz edilir bir süre sonra. Dedem bunu anlatırken o kadar fazla yabancı terim kullanmıştı ki ergenliğe girip seks bilimini çözene kadar hikayenin önemli bir bölümünü anlamamıştım. Neyse bunlarda konuyla ilgisiz dede deyince aklıma hep bunlar geldiğinden tutamam kendimi. Erken öldü. Halbuki o kafası kesilen bir adamın kellesinin konuştuğunu iddia edebilecek kadar iyi bir anlatıcıydı.
İkinci kuşak babamdır. O da yarı köylüdür ve buraya gelmiş olmak benim için mevzunun eşiğine gelmiş olmak demektir ve şunu da belirtmeliyim ki o da güzel bir anlatıcıdır babasının izindedir.
Ve işte konuya giriyoruz. Konu şu bugün televizyonu kapattırmayı başardım. Her gün televizyon karşısında horul horul uyuyan adam gözlerini açtı valide Derya Baykal da gördüğü Serap Ezgü de harmanladığı ve Müge Anlıyla yeni bir tarz kazandırdığı kazak mı ne olacağı belli olmayan mavimsi ipini ve cağlarını eline aldı ufaklık kitap okuması yönündeki veciz konuşmamı hiçe sayarak koltuklardan birinin üstüne çöktü.
Nerden girdik mevzuya hatırlamıyorum ama ben boş ver ya Allah boy vermiş gerisini koy vermiş demem üzerinden bir köy sohbetidir açıldı. Konu hayvanlara geldi. Yarı köylü ailem öküzlerinden hala gururla bahsetmekte. “Ne öküzdü be şu kanepe kadar taşı çekti. Yıldolardan almıştık. Öküz çatladı. Nazar değdi. Bi kısrağımız vardı.hey be ne odun çekerdi. Bir keresinde…..”
Gerisi uzun anlatmayayım. Peder ve pederimin pederi kaçakçıymış ama kaçakçılığın en karsızı. Bir kamyon odun keser doğayı katleder, bi ton ölüm tehlikesi atlatır karşılığında ise sadece hayatta kalırlarmış.
Fakat benim dikkatimi çeken nokta bu değildi. Kendini İngiliz polisiye romanlarında hissedenlere söylüyorum, yanlış bir hisse kapıldınız.
Mesele bahsettikleri hayvanlara olan sevgileriydi benim için ki babamı eve gizlice giren kediye gelişine tekme atarken de görmüş bir insanım. Bahsettikleri hayvanların her biri bir saygı uyandırıyordu onlarda, güçleri, dirayetleri. Sonra düşündüm. Acaba bu hindustanlı hindular da bu yüzden mi hayvanata tapıyor ve bizimkisi peygamberlerin en son modeli olmasa bizimkilerde böyle bi hayvana tapar mıydı? ( Dikkatinizi celbederim konuyu siyalaştıracağım birazdan.)
Sonra düşündüm bizimkiler kavurmadan vaz geçmez diye geldi aklıma. Ama o da mümkün değil ki. Memleketi sürekli öküz kafalı insanlar yönetmekte ve yarı köylü işçi sınıfı durmadan bu adamları seçmekte. Ama durun galiba kavrıyorum meseleyi. Bizim halkımız kavurmaya düşkünlüğünden öküzlere tapamıyor ama güçlü öküzlerin yönettiği bir Türkiye’de yaşamak fikri onlar için bir gücü simgeliyor olabilir mi?
Yoksa nasıl bir mantığı olabilir bir sürü ibrikçi başı, topçu başısı, top ve onları fırlatmak için alınan yarım metre sert elektrik hortumunun meclis grubunda sadrazamın sol t.. görüntüsü veren boş boş bakan kimselerin kendilerine sevgiyle duyduğu güvene onlarda emir kulu denen fetto tipi içi fetullahçı dışı komple plastik korkak karga sürüsünü saldırtması.
Bence bir şeyi iyi anlatabilmek lazım insanlara. Öküzün emeğini bile görmezden gelemeyen ve anlatırken bile gözleri dolan hayvanı kendine dert ortağı sayan ey insan, bi kere şunu söyleyeyim köylü milletin efendisi değildir, bu palavradır, bunu bi geç kafadan. Aslolan işçi sınıfı yani proletaryadır ve onunda traktörü metalci kimselerdir. İkincisi hala anlamadın mı yıllardır öküzün hası cefakarı, güçlüsü dört ayağı olandır. Çünkü yere sağlam basar, kaypak değildir.
Halbuki senin medet umduğun öküzler öküzün kıçına konan sinek olamazlar. Öküz, öküzken yada kavurmayken iyidir, oysaki bu öküzün ne yahnisi yenir nede bi boka yarar.
Buraya kadar tamamsa devam edelim.
Bu gece ıstıraba gömüldüm. Gündüzüm sınıfımla birlikte, sınıfımın safında dövüşerek geçmesine rağmen, gece kendimi hiç olmadığı kadar yalnız hissettim. O yüzden yazmaktan iyi ne ola ki bu vakitte.
Aileden girdik diğer konuya da buradan gitmeye çalışayım. Tayyip dediğinden değil tamamen babamın içinden geldiğinden ve annem astım ilacıyla doğum kontrol hapını karıştırdığından tam 5 kardeşiz ve annemin ilerlemiş bir astımı var. Tam bu yüzden eğitimde fırsat eşitliğinden yararlanamadığımız gibi aynı zamanda eşitsizliği paylaşmayı da çok iyi öğrendik. Ama bu yüzden kimseye kızgın olma hakkımın olduğunu düşünmemekteyim çünkü hem annemin bir ecza deposu dolusu ilacı var karıştırması çok normal hem de bu insanların belediyeden yasal onaylı sevişme izinleri var. Her ne kadar şu yalan dünyada yaylı bi döşek sarı bi sünger yüzü görmediyse de cefakar kıçımız yatağının karşısında televizyon olması her bi insanın arzu ettiği bi iğrençliktir.
Herkes payına düşeni yaşamakta, daha fazla pay almak için çok azı mücadele etmekte. Dolayısıyla yazının başında belirttiğim televizyonu kapatmayı becertme olayı ilginç derecede önemli bi başarıdır ve televizyonun uyuşturucu etkisi televizyon kapanınca ki uyanık baba görüntüsüyle ispatlanmıştır.
Gel gelelim can cağazım gene bizim ihtiyarların anlattığı bir hikayeye. Bir gün dağa oduna gidilir. Köyün garibanlarından yaşlıca bir adamda gelir yanlarında. Amacı bir iş görmektir hayatta kalmak ve yaşamak için. Gece dağda kamp kurulur ama kimsenin ne uyku tulumu vardır nede bleyır cadısından haberdarlardır, zaten eğlencenin dozunu falanda kaçırmış değillerdir. Anlatılanın etkisini muhtemelen yumuşatacak bu yazım üslubu mazur görüle ben bu olayı dinlediğimde kendimi ağlamamak için zor tutmuştum her seferinde. Peşlerine takılan gariban adam gece biraz daha ısınmak için ateşe sokulur ve sırtında kendini ısıtmayan eski ceketi alev alır. Zar zor söndürürler ve ceket sönünce adam ağlar, bitmesini istemektedir yaşamın. Hayat acımasız ve boktandır, ısınmak isteyen adamı ısıtmayan incecik eski bir cekette bile gözü vardır. Yanan ceket değildir adama acı veren ceketin yanışını seyretmektir bence. Tam bir kapılar tutulmuş neylersin durumudur. Adam dağda ekmek için yatmaktadır ve sopasız olduklarını iddia ettikleri allahül teala sopasını sürekli garibanın kıçına dürtmektedir, sapıklığı tescillidir. Kendisine buradan bir çift lafım var izlinizle ona keser döner sap döner diyorum, saygılar.
Neyse efendim konu nerden nereye geldi demi. Ama ben bu hikayeleri çokça dinlemiş biri olarak ister istemez etkilenmekteyim böyle şeylerden çünkü en az on kere dinlemişimdir bu hikayeyi soy ağacının benden önceki dallarından ve ne mutlu ki bu dallardan ağacı kesen baltaya sap olan yoktur. Köylü falanda olsa, aksi durumlara da denk gelsem onurdan başka bir devredilemez mülk edinmiş bir insan değilim miras hukuku bazında. Gariban edebiyatı yapma lan, indir elini diyen arkadaşlara bir çift lafım yok çünkü yanan ceketi bugün anlatılmadan hatırlatan bir şeyler geldi bugün kulağıma, bir cümle sabredip dayanmadığımdan söyleyecem bu gariban edebiyatı meselesine takık arkadaşlara küçük burjuva bunalımlarını mı yazacaktık kavat demek isterim, tekrar saygılar.
Bahçelievler de ak belediye yada ak bakanlık her ne boksa çalışmaktadır. Bir spor kompleksi inşaatında işçi yatakhanesinde çıkan yangında bir işçi hayatını kaybetmiştir. Bu işçi özürlü kontejyanından işe girmiştir, Ankaralıdır ve 9 aydır yatmakta olduğu yatakhanenin soğukluğu hayatının kısa bir özeti şeklindedir. Halbuki bir kızı vardır adamın içini ısıtan, ama belediyenin dandik yatakhanesinde kalmaktadır, sobayı yakmak ister. Adam yanarak ölür. Kızından uzak olmak içini yakar adamın. Yetkililer cahalet derler, olayın üzücülüğü hakkında ay yazık demekten başka seçeneği olanların bir kısmı da cehalet derler. Halbuki ihtiyaç gayet insanidir. Adam ısınmak istemektedir. Karısına sarılmak, kızına sarılmak istemektedir. Bu boktan yatakhanede, bu dandik sobanın başında ısınmak ise son arzudur belki. Cehalet değildir çok açık. Sefalettir bu. Adamı yakan hasrettir, cehaleti tepkisizliktir sobayı yakmak için tinerden başka çaresi yoktur zira barutu tükenmiştir artık, gecenin bir garibanı daha yanmıştır ceketiyle birlikte.
Sonra bu haberi araştırırken doğru olduğuna emin olamadığım bir haber daha çarptı gözüme. Bu sefer bir fırında, güvencesiz çalışıp hayatları alınlarından akan terle birlikte akıtan işçiler gece kaldıkları fırının altındaki yatakhanede yangın çıkması nedeniyle, 19 yaşında bir genç ölür iki kişi yaralanır. Ölmek için hayattan ayrılan ilk sapaktan döner genç işçi veda ya gelmiştir arkadaşlarına ertesi gün başka bir ecel dönüşüne askere gitmek üzeredir Amerikan savaşlarına. İyi ki fırında ölmüştür de sahteden değil esahtan kahraman olmuştur intikamı için yeminler ettiğimiz.
Isınmak için yanarlar.
Her sene böyle soğuklar bastırınca tekrarlanan bir şarlatanlığı hatırladım. Bugün haberleri kaçırdığım için göremedim o yüzden bu sene yaptılar mı bilmiyorum ama bu ak gerzekler soğuk bastırınca ve kışın en dip birkaç gününde evsizleri toplayıp spor kompleksine doldurur ve hemen telefona sarılarak; darıca hayvanat bahçesinde yeni doğum yapan ve çocukların ilgi odağı olan yavru pandayı çekmekte olan ve popolu ve göğüslü (ama öyle böyle popolar ve göğüsler değil o derece), en koyusundan en açık rengine ve en salağından, en salağına mankenleri çekmekte olan acar mıhıbirleri çağırarak insanlığını dünya aleme ilan eder, uyuşturucu etkisi yaratan televizyonlarından. Vay be derler bizim binadakiler. Yan dairede Kürtler vardır, üst katta polis, alt katta sarhoş, onun yanında Lazlar, biz alevi kavrulmuş çekirdek ailesi ve hostes bayan kendisi herhangi bir etnik gruba yada dine mensup mudur bilmiyorum zira istikbal göklerdedir. Kimse “ee peki o spor kompleksinde maç olunca ne olacak, madem bunlar aç, sefil, evsiz yoksullar; toki milletin evini yıkıp millete ev satacağına akape sosyal devletini gösterse ya, toki konutlarını dı dı dı dırı dırı diye müzik çalarken gösterdikleri elleri soğuktan gri bir deri tabakasıyla kaplanmış yaşlı teyzeye verseler ya” demez zira dilleri tanımadığım bir büyü tarafından kilitlenmiştir.
Binayla ilgisine gelince de, dün gece karın ve soğuğun elinden kaçıp binanın boşluğuna sığınan burada ateş yakan bir gariban tüm bina tarafından kınanmaktadır. Halbuki daha iki sene önce bundan daha az soğuk varken İstanbul belediyesi köpek toplama ekipleri ve içi fettuhçı dışı plastik polislerinde desteğiyle evsizleri köpekler gibi muameleyle toplamış akape propagandası şeysi yapmışlardı, harbi kimsede yemişti. Şimdi evsiz binanın boşluğuna sığındığı için olacak ki küfretmekteydiler, halbuki ölüme direnmekten daha meşru bir hak olamaz. Evsiz kardeşime gelince ey evsiz kardeş anladın mı apartmanın seni istemediğini, neden sıçtın apartmanın girişine.
Neyse yeter bu kadar yav. Sonuna kadar okuma zahmetine girene teşekkürler. Benim belim ağrıdı oturmaktan ama hala uykum gelmedi. Uyku ne gereksiz bişe be. Keşke gece yapacak işe yarar bi şeyler olsa.
- atakan's blog
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun
-









..........
Aynen Atakan Abi Uzun Olsun Bizim Olsun =)
Ama Yazı Çok Güzel Olmuş Seni SB ye Almak Lazım =)
`````````````````````````````FMLn``````````````````
```````````````````````````````FMLNFM`````````````
````````````````FMLn`````````````FMLNFM```````````
``````````````FMLNFMLNFM```````````FMLNFM````````
````````````FMLNFMLNFMLN`````````````FMLNFM``````
``````````FMLNFMLNFMLN````````````````FMLNFM`````
```````FMLNFMLNFMLNFML`````````````````FMLNFM````
````````FMLNFMLNFMLNFMLN```````````````FMLNFM````
``````````FMLNFM``FMLNFMLN``````````````FMLNFM```
```````````JFM```````FMLNFMLN```````````FMLNFML```
``````````````````````FMLNFMLN``````````FMLNFML```
````````````````````````FMLNFMLN```````FMLNFMLN```
``````````````````````````FMLNFMLN````FMLNFMLN````
````````````````````````````FMLNFMLN`MLNFMLNF`````
````````FMLNFMLNF`````````````FMLNFMLNFMLNFM`````
````````FMLNFMLNFMLN```````````FMLNFMLNFMF```````
``````FMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLN``````
````FMLNFMLNFM```FMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLNFMLN```
``FMLNFMLN```````````FMLNFMLNFMLNFM``FMLNFMLNJF``
``FMLNFM````````````````````````````````FMLNFMLN``
``````````````````````````````````````````FMLNFM```
```````````````````````````````````````````JFMJF```
```````````````````````````````````````````````````
_ |_ _ _| _
_\ | |(_|(_|(_)\/\/
uzun olsun bizim olsun
sonuna kadar okuyun